4. hafta- BİLİŞSEL YÜK KURAMI VE ÇOKLU ORTAM TASARIMI
YANSITMA
Bilişsel yük kuramı
ve çoklu tasarım ortamının anlaşılması bilişsel mimarinin öğrenilmesiyle
başlamaktadır. Çünkü bilişsel yük kuramı, bireyin bilişsel mimarisini ya da
bilgiyi işleme şeklini derinlemesine inceleyen bir öğretim tasarımına işaret
etmektedir.
Peki ne işe
yaramaktadır bu bilişsel mimari? İnsanların bilişsel mimarisi bilgiyi verimli
bir biçimde özümsemek, işlemek ve kullanmak üzere evrimleşmiştir. İnsan
öğrenmesinin daha verimli olması için bu bilişsel mimarinin dikkate alınması
gerekmektedir. Çünkü bilişsel yük kuramı, bireyin bilişsel mimarisini ya da
bilgiyi işleme şeklini derinlemesine inceleyen bir öğretim tasarımına işaret
etmektedir.
Bu bilişsel yapının
işleyişini kolaylaştırmak için bazı tasarım ilkeleri bulunmaktadır. Bu ilkeleri
anlamak aslında bilgiyi işlemekte karşılaşılan zorluklara önlem almaktır.
Bilgi depolama ilkesi ile
uzun süreli belleğimizde başka bir deyişle birikimimizde ne varsa çevreyi
algılama ve yorumlama biçimimiz o kapsamda değerlendiriliyor. Bunu kanıtlar
nitelikte bir örnek; hamle olasılıkların usta oyuncular tarafından daha iyi
hatırlanıldığı ile ilgili yapılan çalışmadır.Ödünç alma ilkesi ile her birey başkalarına bilgi aktarmak ve
başkalarından bilgi almak için kullanılan mekanizmalara sahip olduğu
belirtiliyor. Yani; bireyler olarak başkalarının yaptığını taklit eder,
söylediklerini dinler veya yazdıklarını okuruz. Burada önemli nokta bu
taklidin, basit bir kopyala yapıştır değil; doğasında oluşturmacılık ve yaratıcılık
olduğunu bilmemizdir. Bilginin oluşumu ve
rastgelelik ilkesinde birey olası çözüm yollarını nasıl sıralayacağına dair
bilgiye sahip değilse deneme yanılma yoluna başvurur. Öğrenciyi sorun çözme
işlerinde rehbersiz bırakmak yerine kritik bilgileri öğrenciye sunmak ve
öğrenci başarılı oldukça rehberliği azaltmak önerilen bir yöntemdir. Sınırlı değişim ve kısa süreli bellek
ilkesinde ise ile ise belleğin etkili çalışabilmesi için aynı anda
işlenmesi gereken yeni bilgi miktarının sınırlı olması gerekir. Tek seferde
kapsamlı ve büyük bir değişim yerine küçük ve birbirini izleyen örgütlü
değişimler daha faydalı olacaktır. Bu da demek oluyor ki kısa süreli belleği
dikkate almayan tasarımlar başarısız olacaktır.
Bilişsel yük kuramı da bilişsel süreçler üzerinde durmaktadır. Bilgi
işleme süreçlerinde, insanların sınırlı çalışma belleği ve sınırlı olmayan uzun
süreli belleklerinin olduğu varsayılır. Yeni bilgilerle başetme konusunda
sınırlı kapasiteye sahip bir kısa süreli çalışma belleğimiz olduğunu
savunmaktadır. Örnekle açıklayacak olursak 10 sayıdan oluşan bir sıralamayı
yeniden tekrarlamamız isteniyor. Burada 5-9 sayıyı hatırlamamız mümkündür.
Bunun sebebi de bu kuramın savunduğu kısa süreli belleğimizin +-2 birimle 7
birim kapasitesinin korunabildiğidir. Uzun süreli bellekte depolanan bilginin
bireylerin gerçek zihinsel güçlerinin göstergesi olduğunu belirtmektedirler.
Bilişsel mimarinin bileşenlerinden biri olan ve uzun süreli bellekte depolanan
zihinsel yapılar belli bilgilere ait bir ağ ya da bir konuda kullanılacak olan
elemanların sınıflanması olarak tanımlanabilir. İnsanlar belli problemlerin
çözümünde kullanmak için ve çalışma belleğindeki bilişsel yükü azaltmak için
farklı zihinsel yapılar geliştirmelidirler.
Bilişsel Yük Teorisi, öğrenme görevlerinin oluşturduğu bilişsel yükün
öğrencilerin yeni bilgi işleme ve uzun süreli bellek yaratma becerisini nasıl
engelleyebileceğini anlamaya çalışır. Öğrenen gereksiz dikkat dağıtıcılar ve
öğretmenlerin bir konuyu anlatmak için kullandıkları yetersiz metotlar gibi gereksiz
istemlere maruz bırakıldığında süreç karmaşık hale gelerek bilişsel yükün
artmasına neden olmaktadır. Asıl, konu dışı ve etkili olmak üzere üç tür
bilişsel yük bulunmaktadır.
Öğreten ancak bilişsel yük kuramının ilkelerini anladığında ve bunu
öğretim süreçlerinde kullandığında bilişsel yükü azarlatarak daha verimli ve
kalıcı öğrenme sağlayabilecektir diyebiliriz. Çünkü uzun süreli bellekten
çağrılan bilgiler örgütlenmiş durumdadır ve kullanımı sırasında bir yük
yaratmaz. Bilgi öğrenildiği andan itibaren yük yaratmaz. Peki, bu örgütlemeyi kolaylaştıracak çoklu ortam tasarımına ilişkin
bilişsel yük kuramı ilkeleri nelerdir?
Çözülmüş örnek etkisi, bölünmüş dikkat etkisi, uzmanlığı ters tepme etkisi, çoklu kanal etkisi, gereksizlik etkisi, rehberliği azaltma etkisi, hayal gücü etkisi, öğe/ bileşen etkileşimi etkisi ve yalıtılmış etkileşimli öğeler etkisidir.
Bu ilkeler birçoğumuzun gözünden
kaçan ve okuduğumuzda evet gerçekten öyle dediğimiz konulardır. Çoklu ortamla
öğrenme ile tasarlanmış daha çok materyalin bulunduğu günümüzde etkili zaman ve
doğru bilginin kıymetini daha iyi anlıyoruz. Bu nedenle iyi bir öğrenme ortamı
oluşturmak istiyorsak; bilginin kalıcı belleğe işlenip, yük olmaktan
kurtulmasını sağlamak için bu ilkeler ışığında çoklu ortam tasarımı
gerçekleştirmek için işe koşulmalıyız.
Yorumlar
Yorum Gönder